Günümüzde yapay zekâ, eğitimden sağlığa, iletişimden sosyal bilimlere kadar tüm ekosistemleri kökten dönüştürmektedir. Bu dönüşüm, öğretmenler ve akademisyenler için yeni pedagojik ufuklar açarken; beraberinde program geliştirme, etik kullanım ve dijital yeterlikler gibi yanıtlanması gereken kritik soruları da getirmektedir. Artık mesele sadece teknolojiyi kullanmak değil; onu eleştirel, etik ve bilinçli bir süzgeçten geçirebilmektir.
Elinizdeki bu eser, yapay zekânın disiplinlerarası yansımalarını toplumsal, pedagojik ve etik boyutlarıyla ele alan on özgün araştırmayı bir araya getirmektedir. Yükseköğretimdeki kapsayıcı yaklaşımlardan ilkokul seviyesindeki uygulamalara; akıllı ders kitaplarından sağlık eğitimine; gazetecilikteki mesleki değişimden dil öğretiminde ChatGPT ve Grok gibi güncel araçların karşılaştırılmasına kadar geniş bir spektrum sunmaktadır.
Bu kitabın temel hedefi, yapay zekânın eğitim ve iletişim süreçlerinde “nasıl kullanılacağı” kadar, akademik bir zeminde “nasıl kullanılmaması gerektiği” sorusuna da yanıt aramaktır. Kuramsal bilgi ile uygulama önerilerini buluşturan bu nitelikli çalışma; öğretmenler, akademisyenler, eğitim yöneticileri ve lisansüstü öğrenciler için temel bir başvuru kaynağı niteliği taşımaktadır.